Akif İle Elif

Akif İle Elif

9 Mayıs 2018 470 0 0

AKİF İLE ELİF

Akif ile Elif aynı apartmanda karşılıklı dairelerde oturan dost iki ailenin en büyük çocuklarıydı. Akif esmer, uzun sayılacak boyda, kirli sakallı, kara kaşlı, kara gözlü; Elif ise beyaz tenli, Akif den iki, üç santim kadar kısa, çekik gözlü ve saçları beline kadar inen cana yakın bir kızdı.
Aralarında üç, dört yaş kadar olmasına rağmen, yaşları çift hanelere çıktığından beridir birbirlerine aşıktılar. İki ailenin büyükleri de komşu çocuklarını evlatları sayar, ve onlara oldukça ehemmiyet gösterirlerdi. Elif’in babası Polis, Akif’in babası ise Ticaret Erbabı idi. Aileler her gün birbirlerine gidip gelir ve haliyle de her gün birliktelerdi. Daha önce kesinlikle birbirlerine açılmamış ve ne olursa olsun içlerinde aşklarını yaşamışlardı. Abi kardeş olarak götürdükleri ilişkileri ikisine de yetmese de sevildiklerini pek tahmin etmedikleri için ne açılıyorlar ne de adım atı-yorlardı.

Akif bir gün tüm cesaretini topladı ve Elif’e anlatmaya karar verdi. Nerede ne yaptığını zaten biliyordu. Yanına gitmeye ve karar değiştirmeden bir anda söyleyip kurtulmak istiyordu. Sonucunun ne olacağı da pek umurunda değildi. Elif o sırada bir kafede üç arkadaşı ile birlikte oturmaktaydı. Ki bunlardan biri Elif’in sevgilisiydi. Sert ve oldukça sinirli bir tavırla, tek bir kelime dahi etmeden Elif’i kolundan tuttuğu gibi masadan kaldırıp dışarı çıkardı. Elif karşı gelmedi ki Akif’e hiçbir zaman karşı gelmemiş o ne diyorsa doğru bilip onu yapmıştı. Kimse orada ne olduğunu anlayamamıştı.
-Ne oluyor?
-Seviyorum!
-(Gelecek cevaptan korkan kısık bir tonla) Neyi?
-Seni…

Birkaç dakika kadar derin bir sessizliğe büründü ikisi de. Biri “Ne yaptım ben, kendimi rezil ettim!” diye içinden kendi kendini yerken, diğeri ise itirafın verdiği şok ile düşünemez ve hatta hareket edemez hale gelmişti. Akif arkasını döndü ve gerisine bir adım dahi bakmadan oradan uzaklaştı. Günler geçti. Ama ona yıllar bitmişti. Evden o günden beri hiç çıkmamış, arayan hiçbir arkadaşının çağrısına cevap vermemişti. Çok sevdiği bilgisayarına bile dokunmamıştı. En sonunda iş olabileceği ve biraz silkinmesi gerektiğini düşündüğünden bilgisayarını açtı. Otomatik olarak hep kullandığı mesajlaşma uygulaması açıldı ve gelen kutusuna bir mesaj düştü. Bu mesaj adeta kaç gündür uyuyan tüm uzuvlarını ölüm uykusundan uyandırmıştı. Mesaj üç gün önce atılmıştı ve içeriğinde “Bana yanık gözlerle ilk baktığın yere gel. Her gün seni orada bekliyor olacağım.” Yazıyordu. Mesajı görünce sevinç ve telaşı birbirine karıştırıp, üzerinde gündelik pijamalarla evden çık-tı. Dalağı şişmesine rağmen koşarak gidiyordu.
Nefes nefese kalmıştı. Aniden durdu ve içinden bir şüphe beliriverdi. “Ya orada yoksa!..”.
Korkusu adeta cana gelmiş, karşısında boylu boyunca dikilmekteydi. “Ya biri oyun oynuyorsa!” ve benzeri sorular aklını kemiriyor, ayakları gitmeye imtina ediyordu. Ancak hiç çevresinde göz gezdirmediğinden kafenin karşısında olduğunu da fark etmemişti. Ettiğinde ise cam kenarında, en köşede kendisine heyecan ve sevinçle bakan Elif’i görünce her şey değişti. Kendinden emin ve kaygısız adımlarla kafeden içeri girdi ve ona doğru atılan vücudu tek bir hamlede sıkıca sardı. Birbirlerini bırakamayacak olmuşlardı ki garsonlardan biri “Efendim bir isteğiniz var mı?” diye sordu. Kendilerine gelip yerlerine oturdular. İkisi de birer kola söylediler. Aslında yıllardır süren aşklarını anlatmak ikisine de iyi geliyordu. Anlattıkça iyice birbirlerine bağlandılar. Neden bu kadar eziyet çektiklerini, geciktirdiklerini, ikisi de anlamadı. Bu sırada Elif’in doğum gününe de bir hafta kadar vardı. Elif reşit olacaktı.

Akif İle Elif

Birlikte oldukları ilk doğum günü değildi elbette ama en özel doğum günlerinden biriydi. İkisinin de yüzünde normalden çok daha fazla mutluluk belirtisi vardı. Herkes apaçık görebiliyordu. Yüzlerde açan güller, ortama neşe saçan espriler kimse onları böyle görmeye alışık değildi. Normal halleri de neşeli olsa da bu apayrı bir hal idi. Akşamın geç saatlerine kadar aileleri ve birbirleriyle unutulması güç bir gün geçirdiler. Sabah Akif’in ilk işi bilgisayardan sevgilisine ulaşmak oldu.
-Günaydın.
-Günaydın beni rüyanda gördün mü?
-Hiç görmediğim olmadı ki!
-Ya benim neden haberim yok!

Konuşma bu çerçevede devam ederken, birbirlerine olan derin hasretleri ikisini de kapıya kadar götürdü. Birbirlerinden habersiz olarak açtıkları kapılar, karşılarında sevdiceğini görmenin mutluluğuna vesile olmuştu. İçeriden Elif’in annesi Raziye hanımın sesi gelince Akif hemen bahane uydurarak terliklerini giyip “Annem tuz istiyor” diyerek elinde tuzu alacak hiçbir şey olmamasına rağmen soğuk kanlılıkla cevabı bekledi. Kimsenin durumdan bir şüphe duymaması üzerine derin bir oh çektiler. İçeri girdiklerinde tekrar yazışmaya başladılar. Akif ilk konuyu açan idi:
-Ben ailelere açmak istiyorum. Senden daha fazla uzak kalmak istemiyorum.
-Bilmem nasıl olur ki?
-Bence olur. İki taraf da bizleri sever.
-Tamam o zaman. Sen hazırsan.

Bunun üzerine Akif konuyu hemen annesine açtı. Annesi çok sevinmişti. Elif’i çok sever öz kızından ayrı tutmazdı. Hatta Elif ellerinde büyümüş yanlışlıkla da olsa ilk anneyi ona söylemişti. Neticede de Elif bu kez kan bağıyla kızı olacaktı. O kadar sevindi ki komşusuna dünür olacaklarını söylemeye gitmemesi için Akif annesini zor zapt edebildi. Elif tarafında ise işler pek yolunda değildi. Bir türlü konuyu açacak cesareti kendinde bulamamış ve kararın üzerinden bir hafta kadar geçmişti. Akif artık dayanamıyordu. Kendi ailesi duymuş ve kabullenmişken karşı taraftan ne sonuç çıkacağını henüz bilmiyordu. Ne kadar beni çok severler diye düşünse de bir yandan da acaba sorusu aklını kurcalamıyor değildi. Sorunu kendi çözmeye karar verdi. Apartmanın içinde tam da ev kapısının önünde Elif’in babası Kamil beyi beklemeye başladı. Mesai saatlerini iyi biliyordu. Kamil bey tam yukarı çıkıyorken Elif kapıyı açtı. Karşısında Akif’i görünce panikledi. Ne yapaca-ğını bilmese de sanki bir şeyler seziyordu. Kamil beyin tok ve kalın sesi duyulunca “Sizinle bir şey konuşmak istiyorum amcacığım” diye atıldı Akif. Onayı almıştı ama konuşmayı ille de kapı önünde yapmak istedi Akif.
-Ben kızınızı seviyorum. Birbirimizi seviyo..
-(Hiddetle araya girerek) Hayır! Mümkün değil!
-Ama…
-Bir daha kızımla görüşmeyeceksin. Seni yanında görmeyeceğim! Bu konu bitti. Gir kızım sen de içeri. Sende yolunu al. Aldırma kendini ayak altına!

Akif İle Elif

Neye uğradığını şaşırmıştı Akif. Bir yanda Elif diğer yanda Akif sürekli ağlıyordu. Yirmi yılı aşkın süredir devam eden aileler arası dostluk da bitmişti. Bir tek gizlice görüşen anneler hariç dostluğun yerinde yeller esiyordu. Günlerce ne haber alabildi ne de görebildi Elif’i. Aklına o ana kadar gelmeyen eski ve çok basit bir fikir gelmişti. Onu yıllardan beri ilk defa bu kadar uzun zamandır görmediğinden üflesen yığılıp kalacak hale gelmişti.
Oturdukları bina bir site idi. Sitenin çevresini takribi bir buçuk metre kadar yükseklikte beton duvar sarmaktaydı. Elif’in camı otopark tarafına bakmakta idi. Yanında iki samimi arkadaşı ile camın tam karşısındaki duvara yaslandılar. Cama çıkmasını bir müddet bekleseler de Elif hiç cama çıkmadı. Eline bir küçük taş aldı. Tek bir pürüz dördüncü katta oturduklarından camı tutturması da biraz zor oldu. Elif birkaç saniye sonra cama çıktı. Görebildiği kadarıyla Elif ağlıyordu. O da duvara yaslandı birbirlerine bakakaldılar. El hareketleriyle anlaşmaya, dertlerini, özlemlerini anlatmaya çalışıyorlardı. Gözlerde ki buğu, gönüllerindeki burukluk kadar keskin değildi. Bir anda Elif içeri çekildi. Ne olduğunu anlamalarına fırsat kalmadan bir anda Kamil bey camda belirdi. “Ben sana ne dedim lan!” ve daha ağır cümlelerle bağırıyordu. Adeta tüm site ayağa kalkmıştı bu gürültüden. Kamil bey iyi bir atıcıydı. Akif fark etmedi ama elinde Kamil bey ellerinde tabanca tutuyordu. Onlara doğru yönelttiğinde arkadaşları sağa sola kaçıştı ancak Akif olduğu yerde duruyordu. Ancak bir şey olmaz düşüncesi ile değil de, olayın ne olduğunu kavrayamamasından. Ateş sesi duydu, alnında bir yanma hissetti ve yere yığıldı. Başı sağına doğru düşmüştü. Son duyduğu ve gördüğü en yakın arkadaşının topallayarak ve “Akif!” diye bağırarak kendine doğru gelmesiydi. Gözleri kapandı. Elif o anı balkondan tüm çıplaklığıyla izlemişti. Gözlerinin önünde sevdiğinin öz babası tarafından öldürüldüğünü görmüştü.

Elif o olaydan sonra aylarca tedavi gördü. En sonunda eve döndüğünde on bir ay kadar geçmişti. Merdivenlerden kendi başına çıkarken şu mısraları şarkı olarak mırıldandı.

“Seni çok sevmiştim, ense olmamış kadar, sevgilim sen olmasan, yaşamak neye yarar!”

Evinin kapısı açıldı babası kızım diyecekken. Apartman boşluğuna denk gelen pencereden kendini babasının gözü önünde aşağı attı.

Akın Gürleyen

Masal ile Hamit Oku

Hayalinden Başka Şiiri Oku

Diğer site linkimiz

 

Akif İle Elif öyküsü herhangi bir gerçekliğe dayanmamaktadır!

Akif İle Elif 2018

Etiketler: Akif İle Elif, Akın Gürleyen, Oku, Öykü, Paylaş, Yazar Kategoriler: Öykü
share TWEET PIN IT SHARE share share
İlgili Yazılar
Yorum Yap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!